"Başarılı bir yönetici olabilmek için bir kot pantolona ihtiyacınız var" diyen "Kötü Yönetici'nin El Kitabı" ve "Kot Pantolonlu Yönetici" kitaplarının yazarı yönetim danışmanı Dr. Murat Toktamışoğlu, Türk tipi yöneticilerin olumsuz yönleri, bir liderde olması gereken özellikleri ve kot pantolonlu yöneticilerin özelliklerini anlatıyor.
Murat Toktamışoğlu'na Göre Türk Tipi Yönetimin ve Yöneticinin Olumsuz Özellikleri:
» Stratejik düşünmeyi bilmiyor, günü kurtarmaya çalışıyoruz.
» Hızlı başlayıp, daha sonra işi yavaşlatma eğilimindeyiz.
» Hiyerarşik ve otoriter yapılara karşı eğilimliyiz.
» Statükocuyuz, yeniliğe dirençliyiz. Değişimi sevmiyor, çekiniyor hatta korkuyoruz.
» Kendi bakış açımızı her zaman önde tutarız.
» Amaç ve hedeflerimiz net değil, ya da yok
Objektif değil, subjektif yaklaşımımız ağır basar.
» Eleştirilmeyi hiç sevmiyor, fakat sık sık olumsuz şekilde yapıyoruz.
» Bizim dışımızdan gelen fikirleri zor kabulleniyoruz (Yabancılardan gelenler hariç)
Kısa vadeli çözüm ve yaklaşımları tercih ediyor, bu uygulama ile uzun vadeli daha büyük sorunlar yaratıyoruz.
» Kendimizi küçümser, başkalarını büyütürüz.
» Teorik düşünmeyi sevmiyor, teoriden yola çıkmayan pratik yaklaşımlarla işin kolayına kaçıyoruz.
» Esnemekte her zaman zorlanıyoruz; Esneklikle, ilkesizliği birbirine karıştırıyoruz
Uzmanlıktan çok, çevredekilere göre karar alıyoruz.
» Hazır reçetlere önem veriyoruz.
» Merkeziyetçi ve mevzuatçıyız.
» "Dediğimi yap, yaptığımı yapma" temel ilkemiz.
» Çekingeniz.
» Kendi isteklerimizin yapılmasında ısrarcıyız.
» İletişimden anladığımız sadece konuşmak, dinlemeyi bilmiyoruz.
» "Benim düşüncem her zaman doğrudur"cuyuz.
» Anlaşılamayanın, yanlış anlaşılanın hep biz olduğumuzu ve karşımızdakilerin bizi anlamadıklarını düşünüyoruz.
» Özde değil, sözde doğruları söyleriz; Tutarlı değiliz.
» Kolay vazgeçiyoruz.
» İyileştirme yerine, kökten değişimi savunuyoruz.
» Çekişmeyi, itişip kakışmayı seviyoruz.
» Rekabetin bizim için anlamı, biz kazanalım onlar kaybetsin.
» Sorgulayıcı değil, pasifist davranıyoruz.
» Zor yolu değil, kolay ve önceden kullanılmış eski yolları seçiyoruz.
» Kurallara göre oynamak yerine, kuralları kendimize uydurmaya çalışıyoruz.
» İyiyi hedefliyor, fakat sonunda vasatla yetiniyoruz.
» İlke ve değerlere önem vermeden tutarsızlığı benimsiyoruz.
» Önce yapıyor, sonra düşünüyoruz
» İşbirliğine çok açık değiliz.
» Sürece ve sisteme değil, sonuçlara bakıyoruz.
» Birbirimizi, başkalarının başarısını çekemiyoruz.
» Herşeyi acil kategorisine sokana kadar ilgisiz davranıyoruz.
» Söylemiyor, söyleniyoruz; dedikodu yapmayı seviyoruz.
» Süreksizlik ve kararsızlık bir parçamız olmuş
» Araçlarla, amaçlarımızı birbirine karıştırıyoruz.
» Amaç ve hedeflerimiz çok açık değil.
» Duygusal bir toplumuz, fakat duygularımızı yönetemiyoruz.
» İleri dönük değil, geriye dönük düşünme eğilimi içindeyiz.
» "Biz" yerine, "Ben"leri daha öne çıkarıyoruz.
» Moda trendlere aşırı ilgi gösteriyor, herşeyin enflasyonunu oluşturuyoruz.
» "Nasıl olur?" sorusu yerine, "Neden olmaz?" sorusuna cevaplar arıyoruz.
» Sistemsizliğin sistem haline geldiği yapılar oluşturuyoruz.
» Bilgiyi saklıyor, paylaşmıyoruz.
» Her zaman bizim dışımızda bir kurtarıcı bekliyor, başkalarının yönlendirmesine ihtiyaç duyuyor ve bekliyoruz.
» Unvanımıza, makamımız güç katmak yerine onun gücünün arkasına saklanıyoruz.
» İnisiyatif kullan(a)mıyor, otorite arıyoruz.
Unvana, pozisyona, rütbeye, diplomaya çok önem veriyoruz.
» Yüzeyseliz; buzdağının altını görmeye çalışmıyoruz.
» Hatalara karşı savunmacı bir yaklaşım içinde direnç gösteriyoruz.
» Tepkiseliz.
» Öğrenmeyi okulla sınırlı görüyoruz.
» Bırakın lider yetiştirmeyi, çevremizde düşünen insan istemiyoruz.
» Zamanımızı organize edemiyor, organize olamıyoruz.
» Yetkilerimizi devretmeyi sevmiyoruz.
» Takip ve taklit etmeyi, çoğunlukla edilmeye tercih ediyoruz.
» Küçük düşünüyor ve az olanla yetinmeye çalışıyoruz.
» Kişiliklerle işi birbirinden ayrılmaz bir parça olarak görüyoruz.
» Kaderci ve kederciyiz.
» Öz güven eksikliğimiz var.
» Başarıya odaklanma ve rotada kalma zayıflığımız var.
» Hatalarda sorumlu arıyor, mutlaka birini buluyor ve kelleleri uçuruyoruz.
» Risk almaktan korkuyoruz.
» Yaratıcı düşünceyi yeterince desteklemiyor, olanak yaratmıyoruz.
» Farklılık ve çeşitliliğe sıcak bakmıyoruz.
» Olumludan çok, olumsuzluklara odaklanıyoruz.
» Her zaman baş olmayı istiyoruz; "Benim olsun varsın küçük olsun" temel düsturumuz.
» Katılımcılık ve paylaşımcılık yönümüz gelişmemiş.
» Yaşadıklarımızdan ders almayı bilmiyoruz.
» Gruplaşma ve hizipleşme yaygın.
» Planlı ve sistemli çalışmaya alışık değiliz, yönteme inanmıyoruz.
» "Takım Çalışması" yerine "Birtakım Çalışmalar" ve "Takım Çatışması" yapıyoruz.
» Mazeret ve bahane üretmede üstümüze yok.
Bir lider nasıl olmalıdır?
Kot pantolonlu yöneticilerin cevaplamaları gereken en önemli soru, “İnsanların düşlerini, yaratıcılıklarını, coşku ve heyecanlarını, bilgi ve becerilerini beklenenin ötesinde kullanmaları için ne yapabilirim?” sorusudur. Burada kot pantolonlu yöneticiler kolaylaştırıcı rol oynamalıdır. Siz ancak model yaratabilir ve model olabilirsiniz. Sizin yapmanız gereken mikro yönetim değil, makro yönetimdir. İnsanlara liderlik etmeyi, onları yönetmeye tercih etmelisiniz. Sadece insanların beyin ve ruhlarının organizasyon ve bireysel hedefler doğrultusunda sinerji ve uyum içinde serbestçe üretebileceği ortamlar yaratın. Bırakın onlar da kot pantolonlarını giyerek kendilerini, yürek ve beyinlerini özgür kılsınlar. Kot pantolon giymek geleceğin organizasyonları için zorunlu bir kıyafet olmalı. Kot pantolonlu yönetim insanlarla birlikte harekete geçer. Kot pantolonlu yönetim bir süreç, yaşayan bir varlık, bir olgunlaşma sürecidir. Duyguları olan yaşayan bir ruhtur. Ruhunuzu geliştirebilir ve iş süreçlerinize katabilirseniz, bir kez çevrenize ışık saçan bir lider olmayı başarabilirseniz, kot pantolonunuzu da giymiş olursunuz. İşte o zaman liderlik yolculuğunuz sürekli ve kalıcı olacaktır. Tekniklerden, araçlardan, teorilerden yola çıkarak yönetici aklınızı geliştirebilirsiniz. Lider olarak da ruhlara ve yüreklere hitap etmeyi öğrenmelisiniz. Liderlikte güven önemlidir, kullandığınız dil ve kelimeler önemlidir. İnsanların beyinlerinin ara sokaklarına yönetici aklınızla, kalplerinin boşluklarına da ruhunuzla ulaşmalısınız. Kısaca, kot pantolonlu yöneticiler birer beyin ve yürek avcısı olmalıdır. Yüreklere seslenmeyi becerebilen liderlerin takipçileri, sadece beyinlere seslenen liderlerden daha fazla olacaktır. Eğer insanlara liderlik edecek ve onlarla birlikte yöneteceksek, beyinlerle beraber yüreklerine de seslenmeliyiz
Humanist Kot Pantolonlu Yöneticiler:
» Düşlere inanırlar ve düşlere sahiptirler
» Sinerji yaratarak bireysel enerjilerin katlanmasını sağlarlar
» Saygılı, adil ve dürüsttürler
» İnsanları severler, sizden biridirler
» Sezgilere inanırlar
» Güvenirler
» Daima yüz yüze iletişim kurarlar
» Sümüklü böcekler gibi arkalarında iz bırakırlar
» İnsanlara karşı sorumlu ve sadıktırlar
» Tutarlıdırlar
» Kendilerini bilirler ve kendileri ile barışıktırlar
» Etik ve erdeme önem verirler
» Sosyal sorumluluk sahibidirler.
11 Aralık 2010 Cumartesi
7 Aralık 2010 Salı
İşte Google'ın yeni telefonu; Android 2.3'lü Nexus S
Google bugün yaptığı açıklamayla uzun süredir merakla beklenen yeni telefonu Nexus S'i tanıttı. Daha önce ünlü telefon üreticisi HTC ile çalışan ve Nexus One isimli akıllı telefonu kendi markası altında pazara sunan Google, ikinci Nexus modeli için Güney Koreli elektronik devi Samsung ile iş birliğine giderek Nexus S modelini hazırladı.
Nexus S genel olarak olarak Samsung'un Galaxy S modeliyle büyük benzerlikler taşıyor. Hem donanım hem de tasarım anlamında Galaxy S ile büyük benzerlikler taşıyan Nexus S'in en büyük farkı Gingerbread kod adlı Android 2.3 işletim sistemiyle geliyor olması. Ancak yazılım güncellemelerinde dilerseniz Nexus S'in özelliklerine yakında bakalım.
Aynı Galaxy S'de olduğu gibi 4-inç büyüklüğünde ve 480 x 800 piksel çözünürlüğünde çoklu dokunmatik Super AMOLED ekrana sahip olan Nexus S, Samsung taraıfndan geliştirilen 1GHz hızındaki Hummingbird işlemcisinden güç alıyor. 512MB RAM ile donatılan Nexus S'in depolama içinse 16GB iNAND flash bellek kullanıyor.
63mm x 123.9mm x 10.88mm boyutlarında ve 129 gram ağırlığında olan Nexus S, dört band GSM (850, 900, 1800 ve 1900) ve üç band HSPA (00, 2100 ve 1700) ile birlikte HSDPA (7.2Mbps) ve HSUPA (5.76Mbps) desteği de sunuyor. Geniş bir bağlantı seçeneğine sahip olan telefonda HSPA+ desteği görünüşe bakılırsa bulunmuyor.

Google Nexus S'de iki kamera bulunuyor. Arka kısma konumlandırılan 5 MP çözünürlüğündeki kamera ile 720p video (H.264, H.263 MPEG4 ) kaydı mümkün kılınırken, otomatik fokus ve flash gibi yetenekler de çekim yeteneklerini arttıran diğer özellikler. Ön kısma konumlandırılan VGA kamera ise görüntülü konuşma için kullanılıyor.
Nexus S'in kablolu ve kablosuz bağlantı özellikleri de Galaxy S ile büyük benzerlikler gösteriyor. 802.11n WiFi ve Bluetooth 2.1+EDR desteği sunan telefon, aynı zamanda A-GPS özelliğine de sahip. Bilgisayar ile bağlantısını microUSB portu üzerinden gerçekltiren Nexus S'in, Galaxy S'e kıyasla en büyük farkı ise NFC özelliği.
Açılımı Near Field Commincation olan bu özellik ile yakın mesafedeki cihazlar arasında yüksek frekansta kablosuz iletişim kurulması hedefleniyor. Cep telefonları için geliştirilen ancak bugün toplu taşıma gibi farklı alanlarda da kullanılan NFC teknolojisi için üç farklı kullanım modundan bahsediliyor ki bunları şu şekilde sıralayabiliriz;
Samsung tarafından üretilen Nexus S, 1500 mAh kapasiteli pilden güç alıyor. 3G üzerinden 6.7 saate kadar konuşma süresi sunan Nexus S'de, 2G kullanıldığında ise süre 14 saate kadar çıkabiliyor. Bekleme durumuna baktığımızda ise 3G üzerinden 17.8 gün, 2G üzerinde ise 29.7 güne kadar tek şarjla bekleme süresi sunulduğunu görüyoruz.
Google Nexus S, 16 Aralık'ta Amerika'da, dört gün sonra 20 Aralık'ta da İngiltere'de satışa sunulacak. Nexus S için iki farklı ödeme planı hazırlanmış durumda. Dileyen kullanıcılar telefonu, 529 dolarak belirlenen fiyat üzerinden kontratsız olarak dileyenlerse T-Mobile üzerinde 199 dolarlık ödemeyle sözleşmeli olarak satın alabilecekler.
Nexus S genel olarak olarak Samsung'un Galaxy S modeliyle büyük benzerlikler taşıyor. Hem donanım hem de tasarım anlamında Galaxy S ile büyük benzerlikler taşıyan Nexus S'in en büyük farkı Gingerbread kod adlı Android 2.3 işletim sistemiyle geliyor olması. Ancak yazılım güncellemelerinde dilerseniz Nexus S'in özelliklerine yakında bakalım.
Aynı Galaxy S'de olduğu gibi 4-inç büyüklüğünde ve 480 x 800 piksel çözünürlüğünde çoklu dokunmatik Super AMOLED ekrana sahip olan Nexus S, Samsung taraıfndan geliştirilen 1GHz hızındaki Hummingbird işlemcisinden güç alıyor. 512MB RAM ile donatılan Nexus S'in depolama içinse 16GB iNAND flash bellek kullanıyor.
63mm x 123.9mm x 10.88mm boyutlarında ve 129 gram ağırlığında olan Nexus S, dört band GSM (850, 900, 1800 ve 1900) ve üç band HSPA (00, 2100 ve 1700) ile birlikte HSDPA (7.2Mbps) ve HSUPA (5.76Mbps) desteği de sunuyor. Geniş bir bağlantı seçeneğine sahip olan telefonda HSPA+ desteği görünüşe bakılırsa bulunmuyor.
Nexus S'in kablolu ve kablosuz bağlantı özellikleri de Galaxy S ile büyük benzerlikler gösteriyor. 802.11n WiFi ve Bluetooth 2.1+EDR desteği sunan telefon, aynı zamanda A-GPS özelliğine de sahip. Bilgisayar ile bağlantısını microUSB portu üzerinden gerçekltiren Nexus S'in, Galaxy S'e kıyasla en büyük farkı ise NFC özelliği.
Açılımı Near Field Commincation olan bu özellik ile yakın mesafedeki cihazlar arasında yüksek frekansta kablosuz iletişim kurulması hedefleniyor. Cep telefonları için geliştirilen ancak bugün toplu taşıma gibi farklı alanlarda da kullanılan NFC teknolojisi için üç farklı kullanım modundan bahsediliyor ki bunları şu şekilde sıralayabiliriz;
- Kart Emülasyon: NFC destekli cihaz mevcut temassız kartlar gibi davranabiliyor.
- Okuma Modu: NFC destekli cihaz pasif RFID kodlarını aktif bir şekilde okuyabiliyor ve bu sayede interaktif reklam mümkün kılınıyor.
- P2P Modu: NFC destekli iki cihaz birbirleriyle bağlantı kurup bilgi paylaşabiliyorlar.
Samsung tarafından üretilen Nexus S, 1500 mAh kapasiteli pilden güç alıyor. 3G üzerinden 6.7 saate kadar konuşma süresi sunan Nexus S'de, 2G kullanıldığında ise süre 14 saate kadar çıkabiliyor. Bekleme durumuna baktığımızda ise 3G üzerinden 17.8 gün, 2G üzerinde ise 29.7 güne kadar tek şarjla bekleme süresi sunulduğunu görüyoruz.
Google Nexus S, 16 Aralık'ta Amerika'da, dört gün sonra 20 Aralık'ta da İngiltere'de satışa sunulacak. Nexus S için iki farklı ödeme planı hazırlanmış durumda. Dileyen kullanıcılar telefonu, 529 dolarak belirlenen fiyat üzerinden kontratsız olarak dileyenlerse T-Mobile üzerinde 199 dolarlık ödemeyle sözleşmeli olarak satın alabilecekler.
google'ın yeni telefonu Nexus S teknik özellikleri
Durumu
16 Aralık sonrasında, Nexus S ABD'de Best Buy mağazalarında,20 Aralık sonrası İngiltere'de Carphone Warehouse mağazalarında satılmaya başlayacakTaşıyıcı bağımsız ve kilitsiz satılacak.

Bağlantı
- Quad-band GSM: 850, 900, 1800, 1900
- Tri-band HSDPA: 900, 2100, 1700
- HSPA tipi: HSDPA (7.2Mbps) HSUPA (5.76Mbps)
- / B Wi-Fi 802.11 n / g
- Bluetooth 2.1 + EDR
- Saha İletişimi (NFC)
- Yardımlı GPS (A-GPS)
- microUSB 2.0

Ekran
- 4.0 inç WVGA (480x800)
- kavisli cam ekran ile Kontur Ekran
- Süper AMOLED
- 235 ppi
- Kapasitif dokunmatik sensör
- Anti-parmak izi ekranı kaplama

Boyut ve ağırlık
- 63mm x 123.9mm x 10.88mm
- 129g

Donanım
- Dokunsal geribildirim titreşim
- Üç eksenli bir jiroskop
- Ivmeölçer
- Dijital pusula
- Mesafe sensörü
- Işık sensörü
6 Aralık 2010 Pazartesi
Menderes'e meğer bunları da yapmışlar
Gazeteci Erdal Şen'in piyasaya yeni çıkan "Yassıada'nın Sessiz Tanıkları" kitabı, o dönemi yaşayan 'son tanıklar'ın anlatımlarıyla birçok olayı açığa çıkarıyor. Adnan Menderes'le birlikte Yassıada'da tutuklu olan DP'li vekillerden hayatta kalanlar ve Menderes'in A takımı sayılabilecek Yassıada mağdurlarının yakınlarından oluşan 30 aile ile yaptığı röportajlar Zaman Kitap'tan yayınlandı. Her bir ailenin anlattığı ayrıntılar yıllardır ortaya çıkartılmamış birçok olayı deşifre eder mahiyette. Ailelerin dile getirdiği hatıralar, 50 yıldır Türk siyasi sistemi üzerindeki kaotik durum ve çatışmaların başlangıcıyla ilgili hayati ipuçları veriyor.
Kitaptaki en dikkat çekici iddialardan birisi de hala hayatta olan dönemin DP Bilecik Milletvekili Mehmet Erdem'e ait. Erdem, Menderes'in duruşmalardaki halini anlatırken, "Pek normal değildi ki. Mahkemeye gitmeden sabah basıyorlardı iğneyi" diyor. İğnenin ne olduğunu da, "Müsekkin iğnesi. Teskin edici, uyuşturucu. Doğru dürüst kendini savunmasın diye. Askerlerden görüp acıyan oluyormuş, bizim arkadaşa anlattıklarından duyuyorduk biz de." sözleriyle ifade ediyor.
Dönemin İstanbul Belediye Başkanı Kemal Aygün'ün kızı, Mehmet Ali Bayar'ın annesi Baysan Bayar da babasının tanıklığına dayanarak şunları söylüyor: "Adnan Bey'in sabahlara kadar uyutulmadığına babam şahit. Babam hemen yan koğuşunda yatıyormuş. 15 dakikada bir gelip Adnan Bey'i uyandırırlarmış. Dinlenip mahkemelerde konuşamasın' diye. Kalk diyorlar, uyutmuyorlar, hakaret, tahkir, bağırma. Hepsine şahit olmuş babam." Bayar, babasının Bizans mahzenlerinde 19 gün boyunca soğuk suyun içinde tutulmasını da duygulanarak anlatıyor.
TARIK GÜRYAY MENDERES'E TOKAT ATMIŞ
Kitabın önsözünü Ekrem Dumanlı kaleme aldı: Kitabın okurları, 1960'da yaşanan darbeden sonra 1961'e kadar ülkenin asker ve basın tarafından nasıl yönetildiğini, yargının nasıl çaresiz hale getirildiğini, masum insanların hiç olmayacak suçlamalarla nasıl baskı altına alınmaya çalışıldığını hayretler içinde okuma imkanı bulacak. Bana göre bu dramın şahitlere bizlere Yassıada'nın bütün şifrelerini deşifre ederek yaşanan acıların büyüklüğünü anlatıyor. Onlara kulak kesilmemiz ve anlatılanları bir daha unutulmasın diye etrafımızdakilerle paylaşmamız önemli bir vazifedir.
HASAN POLATKAN'IN ELİNDE SİGARA SÖNDÜRMÜŞLER
İşte tüyler ürpertici anılardan bazıları:
Kitaba söyleşi verdiği sırada hala hayatta olan Celal Bayar'ın damadı Yassıada'da tutuklu olan DP'li vekillerden Ahmet İhsan Gürsoy'un aktardığı bir hatıra iç burkuyor. Gürsoy, Yassıada Komutanı Tarık Güryay'ın traş olmakta geç kaldığı için Adnan Menderes'e elinin tersiyle tokat attığını söylüyor.
Hasan Polatkan'ın eşi Mutahhare Polatkan: ...elinin üzerinde bir ben olduğunu gördüm. 'O ne' diye sordum. 'Yok hiçbir şey' dedi ve elini sakladı. İdamından çok sonra arkadaşlarından öğrendim ki elinin üzerinde sigara söndürmüşler. Eşimin elinin üzerinde sigara söndürmüşler.
Fatin Rüştü Zorlu'nın kızı Sevin Hanım'ın henüz hayattayken Erdal Şen'e verdiği röportajda ilginç bir iddia da bulunuyor. Zorlu'nun söylediğine göre idamlar eksik imzayla yapıldı: "Babamı daha idam için gereken imzalar tamamlanmadan infaz ettiler." Sevin Zorlu ayrıca babasının Adnan Menderes'e darbeden altı gün önce söylediği bir sözü aktarıyor: "Bir komplo var. Beni Milli Savunma Bakanı yap. Ethem Menderes'i de Dışişleri Bakanı. Bu komployu çözeyim."
"BABAMI ASTILAR ÜSTÜNE CELLAT KİRASI İSTEDİLER"
Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes: Babamı asan cellatın kirasını da astıkları ipin parasını da bizden aldılar. Adnan Menderes'le görüşebilirsiniz diye bize resmi bir yazı geldi. Annemle birlikte sevinç içinde Ankara'dan İstanbul'a gittik. Yassıada'ya geçmek için bindiğimiz vapurdan son anda indirdiler. "Siz zaten görüşmüşsünüz" dediler. Maksat eziyet etmekti.
Tevfik İleri'nin eşi Vasfiye Hanım: Eşim Yassıada şartlarından dolayı genç yaşında kanser oldu. Yassıada'da idam edilmedi ama Menderes'ten üç ay sonra gönderildikleri Kayseri Cezaevi'nde üç ay içinde hayatını kaybetti. Eşimin arkasından ağlayan hemşire için soruşturma bile açtılar.
Lütfi Kırdar'ın oğlu Erdem Kırdar: Salim Başol'un tavrı yüzünden ifadesini verirken babam Yassıada'daki mahkeme salonunda kalp krizi geçirip öldü. Babamın İstanbul'da seveni çoktu. Cenazesine çok büyük bir kalabalık katıldı. Ama çekemedikleri için o cenazeye katılanlara bile mezar davası açtılar.
"BABAMI YASSIADA'DA İŞKENCE EDERKEN ÖLDÜRDÜLER"
Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Faruk Oktay'ın oğlu Emre Oktay: Daha duruşmalar bile başlamamıştı. Babamı sık sık Bizans mahzenlerine götürmüşler. Rahatsızlanıp revire kaydırıldığı halde bir daha götürmüşler. Sonra cenazesi geldi oradan. Ama kalp krizi dediler. Babamı Yassıada'da işkence ederken öldürdüler. 27 Mayıs yargılanmalı.
Adnan Menderes'in avukatlarından Talat Asal: Menderes'in avukatı olarak benim Beyoğlu'nda yürümem bile yasaktı. İlgi odağı oluruz diye çekiniyorlardı. Öyle komik yasaklar vardı ki, Yassıada'dakiler için kurtarma teşebbüsüne yol açar diye "Ada sahillerinde bekliyorum" şarkısını da yasakladılar.
DEMOKRAT PARTİLİ VEKİL EŞLERİNDEN TAKSİ ŞÖFORLÜĞÜ YAPANLAR VARDI
Dönemin Milli Savunma Komisyonu Başkanı Emekli Paşalardan Zihni Üner'in oğlu Ersin Üner: Geçinebilmek için taksi şoförlüğü yapan Demokrat Partili vekil eşleri vardı.
Yassıada'da yatan isimlerden Gıyasettin Emre: Tutuklular arasında Hava Kuvvetleri Komutanı Tekin Arıburnu da vardı. Çanakkale'deki meşhur 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey'in oğlu. Askerler onun üzerini eşek yapıp binerlerdi.
1950- 54 arasında Genelkurmay Başkanlığı yapmış Nuri Yamut'un çektiklerini de DP'li Kemal Sinanoğlu'nun oğlu Niyazi Sinanoğlu aktarıyor: Eski Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut'u merdivenlerden yuvarlayarak götürmeleri hala gözümün önünde. O vatanperver adam üç-beş ay sonra Yassıada'da öldü
YASSIADA'DA DOĞAN ÇOCUK
Yassıada'daki 7 bayan milletvekilinin hikayelerine de yer veriliyor kitapta. Röportaj verenlerden biri Yassıada'da doğan DP'li Necla Tekinel'in oğlu Mehmet Tekinel: Annem DP'li mebus olarak Yassıada'ya götürüldüğünde yeni hamileymiş. Orada dünyaya geldiğim için yakınlarımız bana 'Yassıadalı Mehmet' derdi. Ama annemi emzirmeme izin vermemişler ve beni ondan ayırmışlar.
Yassıada'nın Sessiz Tanıkları darbenin nasıl yapıldığıyla ilgili de deşifreler yapıyor. Menderes'in bakanlarından Arif Demirer'in oğlu Mehmet Arif Demirer'in tahlilleri ilginç: 27 Mayıs bir tertipti; darbe yapma kararı verdiklerinde Türkiye en iyi günlerini yaşıyordu
Kitaptaki en dikkat çekici iddialardan birisi de hala hayatta olan dönemin DP Bilecik Milletvekili Mehmet Erdem'e ait. Erdem, Menderes'in duruşmalardaki halini anlatırken, "Pek normal değildi ki. Mahkemeye gitmeden sabah basıyorlardı iğneyi" diyor. İğnenin ne olduğunu da, "Müsekkin iğnesi. Teskin edici, uyuşturucu. Doğru dürüst kendini savunmasın diye. Askerlerden görüp acıyan oluyormuş, bizim arkadaşa anlattıklarından duyuyorduk biz de." sözleriyle ifade ediyor.
Dönemin İstanbul Belediye Başkanı Kemal Aygün'ün kızı, Mehmet Ali Bayar'ın annesi Baysan Bayar da babasının tanıklığına dayanarak şunları söylüyor: "Adnan Bey'in sabahlara kadar uyutulmadığına babam şahit. Babam hemen yan koğuşunda yatıyormuş. 15 dakikada bir gelip Adnan Bey'i uyandırırlarmış. Dinlenip mahkemelerde konuşamasın' diye. Kalk diyorlar, uyutmuyorlar, hakaret, tahkir, bağırma. Hepsine şahit olmuş babam." Bayar, babasının Bizans mahzenlerinde 19 gün boyunca soğuk suyun içinde tutulmasını da duygulanarak anlatıyor.
TARIK GÜRYAY MENDERES'E TOKAT ATMIŞ
Kitabın önsözünü Ekrem Dumanlı kaleme aldı: Kitabın okurları, 1960'da yaşanan darbeden sonra 1961'e kadar ülkenin asker ve basın tarafından nasıl yönetildiğini, yargının nasıl çaresiz hale getirildiğini, masum insanların hiç olmayacak suçlamalarla nasıl baskı altına alınmaya çalışıldığını hayretler içinde okuma imkanı bulacak. Bana göre bu dramın şahitlere bizlere Yassıada'nın bütün şifrelerini deşifre ederek yaşanan acıların büyüklüğünü anlatıyor. Onlara kulak kesilmemiz ve anlatılanları bir daha unutulmasın diye etrafımızdakilerle paylaşmamız önemli bir vazifedir.
HASAN POLATKAN'IN ELİNDE SİGARA SÖNDÜRMÜŞLER
İşte tüyler ürpertici anılardan bazıları:
Kitaba söyleşi verdiği sırada hala hayatta olan Celal Bayar'ın damadı Yassıada'da tutuklu olan DP'li vekillerden Ahmet İhsan Gürsoy'un aktardığı bir hatıra iç burkuyor. Gürsoy, Yassıada Komutanı Tarık Güryay'ın traş olmakta geç kaldığı için Adnan Menderes'e elinin tersiyle tokat attığını söylüyor.
Hasan Polatkan'ın eşi Mutahhare Polatkan: ...elinin üzerinde bir ben olduğunu gördüm. 'O ne' diye sordum. 'Yok hiçbir şey' dedi ve elini sakladı. İdamından çok sonra arkadaşlarından öğrendim ki elinin üzerinde sigara söndürmüşler. Eşimin elinin üzerinde sigara söndürmüşler.
Fatin Rüştü Zorlu'nın kızı Sevin Hanım'ın henüz hayattayken Erdal Şen'e verdiği röportajda ilginç bir iddia da bulunuyor. Zorlu'nun söylediğine göre idamlar eksik imzayla yapıldı: "Babamı daha idam için gereken imzalar tamamlanmadan infaz ettiler." Sevin Zorlu ayrıca babasının Adnan Menderes'e darbeden altı gün önce söylediği bir sözü aktarıyor: "Bir komplo var. Beni Milli Savunma Bakanı yap. Ethem Menderes'i de Dışişleri Bakanı. Bu komployu çözeyim."
"BABAMI ASTILAR ÜSTÜNE CELLAT KİRASI İSTEDİLER"
Adnan Menderes'in oğlu Aydın Menderes: Babamı asan cellatın kirasını da astıkları ipin parasını da bizden aldılar. Adnan Menderes'le görüşebilirsiniz diye bize resmi bir yazı geldi. Annemle birlikte sevinç içinde Ankara'dan İstanbul'a gittik. Yassıada'ya geçmek için bindiğimiz vapurdan son anda indirdiler. "Siz zaten görüşmüşsünüz" dediler. Maksat eziyet etmekti.
Tevfik İleri'nin eşi Vasfiye Hanım: Eşim Yassıada şartlarından dolayı genç yaşında kanser oldu. Yassıada'da idam edilmedi ama Menderes'ten üç ay sonra gönderildikleri Kayseri Cezaevi'nde üç ay içinde hayatını kaybetti. Eşimin arkasından ağlayan hemşire için soruşturma bile açtılar.
Lütfi Kırdar'ın oğlu Erdem Kırdar: Salim Başol'un tavrı yüzünden ifadesini verirken babam Yassıada'daki mahkeme salonunda kalp krizi geçirip öldü. Babamın İstanbul'da seveni çoktu. Cenazesine çok büyük bir kalabalık katıldı. Ama çekemedikleri için o cenazeye katılanlara bile mezar davası açtılar.
"BABAMI YASSIADA'DA İŞKENCE EDERKEN ÖLDÜRDÜLER"
Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Faruk Oktay'ın oğlu Emre Oktay: Daha duruşmalar bile başlamamıştı. Babamı sık sık Bizans mahzenlerine götürmüşler. Rahatsızlanıp revire kaydırıldığı halde bir daha götürmüşler. Sonra cenazesi geldi oradan. Ama kalp krizi dediler. Babamı Yassıada'da işkence ederken öldürdüler. 27 Mayıs yargılanmalı.
Adnan Menderes'in avukatlarından Talat Asal: Menderes'in avukatı olarak benim Beyoğlu'nda yürümem bile yasaktı. İlgi odağı oluruz diye çekiniyorlardı. Öyle komik yasaklar vardı ki, Yassıada'dakiler için kurtarma teşebbüsüne yol açar diye "Ada sahillerinde bekliyorum" şarkısını da yasakladılar.
DEMOKRAT PARTİLİ VEKİL EŞLERİNDEN TAKSİ ŞÖFORLÜĞÜ YAPANLAR VARDI
Dönemin Milli Savunma Komisyonu Başkanı Emekli Paşalardan Zihni Üner'in oğlu Ersin Üner: Geçinebilmek için taksi şoförlüğü yapan Demokrat Partili vekil eşleri vardı.
Yassıada'da yatan isimlerden Gıyasettin Emre: Tutuklular arasında Hava Kuvvetleri Komutanı Tekin Arıburnu da vardı. Çanakkale'deki meşhur 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey'in oğlu. Askerler onun üzerini eşek yapıp binerlerdi.
1950- 54 arasında Genelkurmay Başkanlığı yapmış Nuri Yamut'un çektiklerini de DP'li Kemal Sinanoğlu'nun oğlu Niyazi Sinanoğlu aktarıyor: Eski Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut'u merdivenlerden yuvarlayarak götürmeleri hala gözümün önünde. O vatanperver adam üç-beş ay sonra Yassıada'da öldü
YASSIADA'DA DOĞAN ÇOCUK
Yassıada'daki 7 bayan milletvekilinin hikayelerine de yer veriliyor kitapta. Röportaj verenlerden biri Yassıada'da doğan DP'li Necla Tekinel'in oğlu Mehmet Tekinel: Annem DP'li mebus olarak Yassıada'ya götürüldüğünde yeni hamileymiş. Orada dünyaya geldiğim için yakınlarımız bana 'Yassıadalı Mehmet' derdi. Ama annemi emzirmeme izin vermemişler ve beni ondan ayırmışlar.
Yassıada'nın Sessiz Tanıkları darbenin nasıl yapıldığıyla ilgili de deşifreler yapıyor. Menderes'in bakanlarından Arif Demirer'in oğlu Mehmet Arif Demirer'in tahlilleri ilginç: 27 Mayıs bir tertipti; darbe yapma kararı verdiklerinde Türkiye en iyi günlerini yaşıyordu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)